nicedir unuttuk ustaları… haliyle ağırlaştı kalemlerimiz zayıfladı mürekkebimiz… şimdi tövbe edip önlerinde saygıyla eğiliyoruz tekrar tekrar.
Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil.Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil.Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
Rüzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil.Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma’ânî elime
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil.Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef’î
Tâb’-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil.
“Benem âşık ki rüsvâlıkda tutdı şöhretim şehri
Yazanlar kıssa-i Mecnûn’u hep yabâne yazmışlar”
