“Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek”
Buyurmuş rahmetli. Uzunca zaman kavramaya çalıştım, aslanları kahreden biri nasıl iki göze köle olur. Akla gelen başa gelir ya kavradım kavramasına da iş işten geçtikten sonra…
Dağları yerinden oynatan kudret ahuya işlemezmiş meğer. Kuşçubaşı misali deha dahi İntibah’ın Ali Bey’i gibi aldanır da Mahpeyker’e görmezmiş Dilaşub’u. Haliyle köprüden evvel son çıkışı da kaçırır mahkum olurmuş tenine…
Derler ya arife tarife ne hacet aynen öyle işte. Bir gözleri ahuya zebun etti felek beni. Buraya kadar herşey iyi hoş aslında sıkıntı şu ki bu hâlden çıkışa sevinmeli mi üzülmeli mi?..
Sevinmek gerek belki hürriyete lakin üzüyor gerçeği görmek. Aşk-ı ilahiyi boşa sarfettiğini görmek. Bir taraftan da yaşandıysa yaşanması gerekti diyor akıl. Şimdi deyin bana ağlasak mı ağlamasak mı?..
Sevdadan nasip mi alsak yarına mı bıraksak? Ha bi de onun verdiği heyecan itici kuvvet var. Onu da arıyorr hani can. Yaa böyle…
Ne bileyim işte öyle böyle sözler bunlar sebebi bilinmez, sahibine dahi sır…
09,02,2009
Agape
