canım ülkemde
tarih yapılamıyor
ne yazık…
hemen karşı çıkmayın,
bir dinleyin hele!
şimdi diyeceksiniz ki,
‘’saçmalamayla başladı bu cümle!
tarih yapılmaz,
vardır,anlatılır,yazılır!”
tarih bir yapıdır!
insan elinden çıkma…
onlarca katmandan oluşur
lakin bir nevi canlı organizma!
harcında atomlar ve hücreler bulunur!
vardır,yaşanır.
yaşayanlardan öğrenince
öğrenen tarafından yeninden yaratılır!
bu yaratılış hiç bitmez
öncelidir fakat sonsuz!
şimdi lafı getirelim aynaya!
yayı germeye başlayalım
kendi coğrafyamıza!
kaderi ve hakikati hedefleyelim!
tarihin gözünü seveyim…
çağımızı dışarıda bırakarak!
ülkemde bu çağ,
bir küçültmeler ve yüceltmeler çağı!
övmelerle yermelerden ibaret
tarihe yaklaşım tarzı!
hep en iyinin yanında
ve en kötülere saldırmakta!
her grup kendi iyisine sarılmakta!
putlarımız var,her cemaat onu kutsamakta!
hepimiz bir kesit çalmışız zamandan,
bireyler çantasında onu taşımakta!
osmanlı sevicileri - yericileri!
türklüğe rücu edenler - kozmopolit görenler
yüzünü batıya dönenler - doğuluyuz diyenler…
hep bir sahiplenme ve hesaplaşma!
tarihte görülmemiş kadar çok kamplaşma…
cinayetin bile bir asaleti vardı zamanında.
sadece kan için yapılırdı!
”öldürdüm güçlüyüm” denebilsin diye,
”öldürürüm,yoksa öldürecekti,bilinsin” diye!
herşey göz önündeydi,kral çıplaktı,
üryanlığı kutsallığındandı!
şimdi cinayet bile soysuzlaştı!
binbir kisve altına sokuldu!
”hak” diye bir kavram gelişti,
uyruğu belirsiz,
ve herşey bu çuvalın içine sokuldu!
”çağın gereği” oluuverdi bu yafta!
”özgürlük için kan döküyorum!
kurtarmak için öldürüyorum!
dünyanın kalanını korumak için!”
…
tarihin gözünü seveyim.
bu engizisyondan beter…
bu çarmıhı tercih ettiren…
bu çıldırış hali
gözlerimize perde indiren…
caniler yargıç koltuğunda.
sıkılmış yumruklar ve sesler
sanık sandalyesinde!
korkak katiller sarmış kaleleri
surlar cesaretsiz öldürücülerle çevrili!
ben düşmanım gözümün içine baksın isterim.
laf değil hamle beklerim!
milis hapishanelerine düşeceğime
her sabah soyuma küfredileceğine
kafes içinde dolaşmayı yeğlerim!
ne başım değsin arşa
ne de sokulsun adım yerin yedi kat altına!
ben olduğum yerdeyim.
yaşadım ve öldüm insani bir çağda.
rahatımı bozmayın artık mezarda!
