Bahçada Yeşil Çınar
Boyu Boyuma Uyar
Ben Seni Gizli Sevdim
Bilmedim Alem Duyar
Aman Gülüm Nanay
Top Kaküllüm Nanay
Nanay Kibar Yarim
Naynana Naynana
Bahçada Yeşil Çınar
Boyu Boyuma Uyar
Ben Seni Gizli Sevdim
Bilmedim Alem Duyar
Aman Gülüm Nanay
Top Kaküllüm Nanay
Nanay Kibar Yarim
Naynana Naynana
ey gönül bir derde düş kim anda dermân gizlidir
gel karış bir katreye kim anda umman gizlidir
terk edip canı cihanı gey feragat cübbesin
bu feragat cübbesinde sırr-ı sultan gizlidir
değme bir derviş hakire hor görüp hor bakma kim
gönlümün her köşesinde arş-ı rahman gizlidir
muhib ise can u dil bulur hayat-ı cavidan
dervişin herbir sözünde ab-ı hayvan gizlidir
gör bu eşrefoğlu rumi bahr-ı aşkta neyledi
can u başı terk edip can u cihanda gizlidir
Kimi İmre der kimi Emre… Bizce ismi Yunus Baba… Dili ayrı güzel, sesi ayrı, mevki makamı hepsinden ayrı…
Bir kez gönül yıktınısa
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değilBir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değilYunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil
devam …
Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrıNey-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrıYetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrıNe yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrıBezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı
dünyanın en güzel beyitlerinde kavurdu aşk-ı sevdayı, nakşetti zihnimize mecnun-u leylayı
Su kasidesi
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su
Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare suÂb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre suZevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su
nicedir unuttuk ustaları… haliyle ağırlaştı kalemlerimiz zayıfladı mürekkebimiz… şimdi tövbe edip önlerinde saygıyla eğiliyoruz tekrar tekrar.
Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil.Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil.Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
Rüzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil.Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma’ânî elime
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil.Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i Nef’î
Tâb’-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil.
“Benem âşık ki rüsvâlıkda tutdı şöhretim şehri
Yazanlar kıssa-i Mecnûn’u hep yabâne yazmışlar”
Asaf’ın miktarın bilmez Süleyman olmayan
Bilmez kul kadrini alemde insan olmayan
Zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvalini
Anlamaz hal-i perişanı perişan olmayan…
Ziya Paşa’dan
Powered by WordPress. Theme: TheBuckmaker. Finanzblog, Nebeneinkommen