May
13
2010
0

belki

Kim bilebilir belki hala birlikteyiz

her nekadar adı konmuş olsada

Henüz resmi kayıtlarda tutanağımız olmadı

Kusura bakma ama belki hala birlikteyiz

Varlığınla yokluğunun en ince ayrıntısıyla yaşıyoruz

Varlığında yokluğunu düşünmezken

Yokluğun bana herdaim seni hatırlatıyor

Kim bilebilir belki hala arıyor gözlerimiz

Kime tutunacağını bilmesede

Sen bana sarılıyorsun ve ben seni görüyorum

Kimi tanıdığımızı bilmeden

 

Düşmüşüz birkere

Kalkmak için arıyoruz birbirimizi

Kim çıkarsa çıksın karşımıza

Birbirimize en yakın bizi seçiyoruz

Sıyrılıyoruz bikere

Farkediliyoruz biz hiç farkına varmadan

Çıkarlar besleniyor hayatımızdan

Altın bir tepsi sunuyoruz

Farkında değiliz oysa

Sıyrılıyoruz ve sunuluyoruz korkunun en kenar köşesine

Ve artık yavaşça farkına varıyoruz

Tüm bu gerçekliğin arasında aklımıza düşüyoruz

Hayal olmaktan çıkıyoruz

Ve tüm yaşanmışlıklar karşımıza teker teker çıkıveriyor

Kötüsüyle iyisiyle

Güzel olanın seninle ben olduğumuzun

Gerçek olanın yaşadıklarımızın olduğunu

fark ediyoruz

sonra derin bir yara kaplamış gibi benliğimizi

acıyor hayallerimiz

kimse tanıdık gelmiyor o an

yastığımıza insanlar alıyoruz

sarılıyorlar bize

ve ikimiz bizi hayal ediyoruz

ve o an sarılan ben kucaklayan sen oluyorsun

belliki unutmamışız

İşte bu yüzden

Belki hala birlikteyiz

Belki hala birbirimizleyiz

Nis
25
2010
0

SEN VE BEN

ikimizde bırakıyoruz telaşlarımızı
ne sen kendin nede ben kendim oluyorum
tırnak içerisinde roller üstleniyoruz
ne bir izleyici var nede dinleyici
baş başa gösteriler bizimkisi
aşıkların atışması gibi
güzel söz söyleyen galip geliyor

fotoğraf kareleri giriyor hayatımıza
mutluluğun resimlerini çekiyoruz
dosta düşmana inat sen gülüyorsun ben gülüyorum
baharın gelmesi gibi
her yerimiz sıcacık mutluluklar dağıtıyor

kimse görmüyor oysa
yada biz göremiyoruz-görmek istemiyoruz
ceylan ürkekliğinde yaşam sürüyoruz
dokunsan kırılacak
heran dökülecek gözlerimizden mazinin hatırda kalanları
kimse anlamıyacak yaşamadan
sen ve ben
sınav kağıdındaki gibi boşluklar dolduracağız
ve bu boşluklar hayatımızı bir vesileyle seni bensiz beni sensiz yapacak

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
17
2010
0

başlıyoruz

işte yine başlıyoruz
sen kın olup bohçana sığamayacak kadar hırçın
ben ise mahşer yeriyim. dokunsan her yerimden vurdum duymazı alacaksın
ateş ve barut külden ve sisten gülüyoruz
dokunsam yakacak canımızı ellerim
kaçırıyorum ellerimi üzerinden ve bakamıcak kadar kör oluyorum
duygusuz bir ana sürükleniyorum

işte yine başlıyoruz
ben sır olup sızıyorum kollarından
sen ise sarhoş hayyam misali suç oluyorsun
hangi yüzyılda yaşıyacağını bilmeden

korkuyorum artık
yine başlıyoruz bak görüyormusun
sen sessizliğe mahkum edilmiş bir resim oluyorsun
ben ise ressamı oynuyorum
herşeye biçim veren ben
vereceğini bilen ben
sana hiçbir biçimde biçim veremiyorum
nedendir bilinmez
ben sende biçimleniyorum

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan | Etiketler:
Şub
17
2010
0

susma

susma
dışa vurma zamanı değilmidir artık
daha nekadar içine atacaksın ağlayamıyormusun
yoksa mantık dediğin şey seni alımı koyuyor
daha kaç zaman susacak gözlerin
kaç zaman daha derine işleyecek o son sözlerin
gururdan ziyade vicdan hesabımı yapacaksın
susma
dikkatleri üstüne çekiyorsun
yakalanmaya yüz tutuyorum
yalanların ardına gizlenmeyi öğrenmek kolaymı sanıyorsun
dışa vur artık sadeliğini ve kus içindeki gözyaşlarını
ve son olsun artık
ne sen bir damla yaş akıt nede ben bu susuluğumu gidereyim

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
14
2010
0

pişman

vakti gelmişti vakitsiz gecelerin o bitmek tükenmek bilmeyen ızdırabı
şimdi yine soğuk damlalar saracak gözlerimi pişmanlığı en yoğun zifiri karanlıklarında
sürçü-lisan edecek edepsiz ebedi ömrüm ve ben yine af dileyeceğim senden
hayatın sızısı sızacak derinliklerime adab-ı mahşer yeri gibi ızdırab dolacak bedenim
kaç kişi daha yanar böyle ve kaç ki daha ağlar sayemde
sınırı varmıdır katılığın yada limitini mi aştık gaddarlığın
kim yakabilir ki böyle ve kim acıtır bir yavrunun masum bakışlarını
oysa ihbar ediyorum kendimi pişmanlığın en zifiri karanlıklarına
mutlak saltanat hayalleri benimkisi
umut dolduryorum yarınlara ve düşlüyorum fethettiğim mecraları
nekadarda boşaltılmış olsada kendimce dolduruyorum sokakları
oysa dünden kalan bir eksik bozuyor bütün kimyamı
çok değil yeni unuttuğum unutmak istediğim seni
koyacak bir duvar bulamıyorum
dedim ya pişmanlık bu benimkisi
sırat köprüsü kadar ince bir ip üzerine kurulu bir odada
pişmanlıklarla dolu duvarlara koyamıyorum seni
hatırlamazmısın duvarlarım gözyaşlarınla dolu

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
12
2010
0

seni hatırlatıyor

şimdi herşey seni hatırlatıyor…
ne yana baksam hoş bir edayla bakıyorsun,
nekadar da solgun ve bi okadar masum.
rüzgarın tam da bittiği sırada
anlamsız bir esinti karşılıyor gözlerimi
inceden buğulanıyor
ismini yazmak istiyorum ve birden kayboluyor bakışların
heybemden küfürler çıkarıyorum
sokaklara saçıyorum ve sen yine bakıyorsun, anlamsız ve bir okadar da masum.
beklemeye başlıyorum seni
karaköy iskelesinin o karmakarışık, mozaik mecralarında
sonra anlamlı bakışlar yakalıyor beni karaköyün koyu mavi duvarlarında
aklıma geliyorsun
ve içimden tekrar ediyorum
seni sevmek karaköy iskelesinde vapur beklemek gibi bir şey
çok basitmiş gibi görünebilir
ama nerden bileceksin ki
o vapur beni sana getirir.

şimdi herşey seni anımsatıyor.
beyoğlunun sonu gelmez sokaklarında
alaturka bir müzik çalıyor.
kendimi kaybedercesine eşlik ediyorum bir sokak sonra değişiyor tüm sokak
eski halinden eser kalmamışcasına
alay ediyor ışıklar
ve birden nevizadede buluyorum kendimi
çok soğuk insanlar karşılıyor etrafımı
ürperiyorum ara ara ve tutacak bir el arıyorum
sonra ellerin koşuyor yardıma
hesapsiz sualsiz
karşılıyor ellerimi. gizlice coşku sarıyor etrafımı
yaşananlar oyunmuşcasına
ellerim nezaman boş kalsa
korkunun üstüne gideceğim ve nevizade akşamlarında seni hep bekleyeceğim

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
07
2010
0

belirsiz….

vakitsiz gecelerde sokağa çıkmak gibidiri seninle olmak
kaç bahar görecek parmak uçlarımız ve kaç kar tanesi yolunu kaybedecek kendi diyarında
isimsiz sokakları dolanacak tellal
fermanı belirsiz.


gün yüzü görmeden, sanki zehir-zemheri bir yolda yolunu kaybedecek kendi diyarında
ve sokaklara çıkamaz olacak gözlerimiz
nereye baktığı belirsiz.

amansız bir korku saracak tenimizi
ayrılığın acısını hissedecek ellerimiz,arayıp bulamıyacak yolunu kaybedecek kendi diyarında
ufaktan bir esinti üşütecek benliğimizi
ısınıp ısınamıyacağımız belirsiz.

hesapsız bir yolun başlangıcında duracağız
ne geriye bir adım nede ileriye bir adım kurtarabilir bizi
vakitsiz, süresiz, amansız bir mahşer yeri burası
çünkü burada herşey BELİRSİZ

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan | Etiketler:
Şub
07
2010
0

__Kayboluyorum__

Kayboluyorum farkındamısın.

 Ne tanıdık bir yüz nede bir mekan. Herkes yabancı.

kayboluyorum.

ellerinden kayıp çok uzak olmayan mazine dalıyorum.

mazinde hatırlanmayı kim isterki

 farkında değilmisin kayboluyorum.

uçurum kenarı olmuş maziyi düşleyen rüyalarım

ve uşsuz bucaksız sevdalara dalıyor gözlerim

kime bakacağını bilmeden.

ama en zoru ve en katlanılması zor olan

yüreğinin derinliklerinden KAYBOLUYORUM.

 

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan | Etiketler:
Haz
06
2009
1

gamsız gazel

Bir vakitler kaf dağında buluttum
Gamdan geçip ne olduğum unuttum

Aşk oduna tutuşunca sinemin çerçevesi
Ar-ı namus sözlerinin hepisini unuttum

Sevda okun delince göğsümün kafesini
Mey ile esrarın hoşluğunu unuttum
(daha fazla…)

May
22
2009
0

geri dünüş

bir anlık ani tebessümdü gözlerin
ve hepsi masum ayrıldı benden
kimse böyle bırakıp gitmedi beni
ne sen yandın ne ben
ağlamak mı yanmak yoksa gülmek mi
ben ne ağladım ne de sen güldün bende
ne sen göz kırptın yarınalara
nede ben yarını düşlüyorum
ve biliyorum geri dönüşü olmayacak bu hikayenin

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan | Etiketler:
Mar
05
2009
0

ben, dahilere deha satan tüccar…

ben !
işte o aragon’dan
jilet gibi fırlayan yedi mısradan biri…
ben insanoğlunun en delisi…
ve ben hepi topu
üç dakikalık keyif uğruna
ömrünü heba eden adam…
ben, dahilere deha satan tüccar
ve ben hayatın fuzuli’ye naziresi…
(daha fazla…)

Written by Kul Zemheri in: Doğu'dan, Kul'dan |
Mar
02
2009
1

DENİZ

hayata bakışım  bir su kadar berrakken denizdeki dalgalar kıyıya sesinle çarparken ben seni ve senin gibilerin duşüncelerini topluma yayar ken hep yalnızdım simdi siz benim için sabahları koşturun ben deniz in ruyası karanlık adam

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Mar
02
2009
1

DENİZ

simdi siz benim için sabahları koşturun hayata bakışım  bir su kadar berrak ken dnizdeki dalgalar kıyıya sesinle carpar ken ben seni ve senin gibilerin dusuncelerini topluma yayar ken hep yanlızdım ben deniz in ruyası karanlık adam

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
20
2009
0

onlar

Sadeliğin yalın olduğu zamanlardı
Kimyası henüz bozulmamış
Ve kimsenin yapay hayata geçmediği zamanlardı.

Gerçeküstü sevdalar yaşanır mıydı bilmem ama
Tüm yaşananlar geçekti.
Gülmek vardı ve ardından mutluluk.
Hiçbir zaman bırakmadı güneş bu parlaklığı

(daha fazla…)

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
20
2009
2

sen

Gözlerin…
Ve sim-siyah gözlerin.
Bakışlarında anlam bulmak imkansız
bir uzak bir yakın.

(daha fazla…)

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |
Şub
20
2009
0

zor-kolay

Zifiri karanlıklarda gözlerinin değdiği yer
İşte o yerdeyim
Bu karanlık seni de mi hapsetti yoksa
Yakını göremeyecek kadar

Bu kadar zor mu duygu içinde yaşayıp duygusuz olmak
Yoksa bir o kadar kolay mı duyguları hapsetmek
(daha fazla…)

Written by dogukan_kurtulus in: Doğu'dan |

Powered by WordPress. Theme: TheBuckmaker. Finanzblog, Nebeneinkommen