Nis
01
2009

bir yıllık sayfasından…

44. dönem yıllığından….

saymadım, sayamadım kaç kişilerdi…
ama biliyorum nasıllardı
kuliste tanışmışlardı, gülücükleri vardı…
hemencecik kaynaşmış…
aynı kadına anne diyordu hepsi de,
biri ağabeydi, biri apla, biri kardeş…
arada bir fikirleri olurdu
anlatamaz, içlerinde tutarlardı.

kocaman, karanfil kokulu bir yüzdü bir tanesi
“çaaaaal” derdi arada sırada…
sonra biri daha vardı ki elinde hep çekiç
şimdi de örsle üzenginin peşinde imiş…
gözleri yaşartan bir ses vardı yine
hala can teslim eder dalgalar vurdukça…
ve o şiveli konuşan adam
hatırlarım hep orta kahve içerdi…
bir tanesi kutuplardan gelmişti
o çok konuşkan hani, paytak olan…
ya o lazistanlı başa bgela fettana ne demeli
kaç koca eskitti de bana mısın demedi…
bir de safları vardı boynu bükük
pilicin altındaymış hala çişi…
ötekinin eşekleri vardı merzifon marka
hala beklemede birşeyler davasını kapatandan…
ve o renkli insan, onun gözleri görünüyordu bir tek
çamların altında 13 ateşböceği karanfiller koklarken…
tabiatın bağrından kopmuş biri vardı ki aralarında
hala merak edilir adalelerinin nereden geldiği…

unutmadan, bir de küçük adam vardı, yazan okuyan…
o mu?
yazıyor hala utanmadan sıkılmadan…

elele verip atıldılar koca maceraya, sevi uğruna
insaniyet yoluna
nasıl atlattıalr türlü belaları
nasıl aldılar vaadedilen eşyaları
bir kaseye onlarca el soktular
bir bardağı kaç dudağa değdirdiler
ben bilirim, onlar bilir, bir de bildiren…

ver elini, uzat bana
tayy-i mekan, tayy-i zaman edip
göstereyim sana
dünü, günü
eşşeği, gölgeyi
pintiyi ve deliyi…

Written by Kul Zemheri in: Kul'dan |

Yorum yapılmamış »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URL

Yorum yapın

Powered by WordPress. Theme: TheBuckmaker. Finanzblog, Nebeneinkommen