Şub 07
vakitsiz gecelerde sokağa çıkmak gibidiri seninle olmak
kaç bahar görecek parmak uçlarımız ve kaç kar tanesi yolunu kaybedecek kendi diyarında
isimsiz sokakları dolanacak tellal
fermanı belirsiz.

gün yüzü görmeden, sanki zehir-zemheri bir yolda yolunu kaybedecek kendi diyarında
ve sokaklara çıkamaz olacak gözlerimiz
nereye baktığı belirsiz.
amansız bir korku saracak tenimizi
ayrılığın acısını hissedecek ellerimiz,arayıp bulamıyacak yolunu kaybedecek kendi diyarında
ufaktan bir esinti üşütecek benliğimizi
ısınıp ısınamıyacağımız belirsiz.
hesapsız bir yolun başlangıcında duracağız
ne geriye bir adım nede ileriye bir adım kurtarabilir bizi
vakitsiz, süresiz, amansız bir mahşer yeri burası
çünkü burada herşey BELİRSİZ…
Şub 07
Kayboluyorum farkındamısın.
Ne tanıdık bir yüz nede bir mekan. Herkes yabancı.
kayboluyorum.
ellerinden kayıp çok uzak olmayan mazine dalıyorum.
mazinde hatırlanmayı kim isterki
farkında değilmisin kayboluyorum.
uçurum kenarı olmuş maziyi düşleyen rüyalarım
ve uşsuz bucaksız sevdalara dalıyor gözlerim
kime bakacağını bilmeden.
ama en zoru ve en katlanılması zor olan
yüreğinin derinliklerinden KAYBOLUYORUM.
Oca 25
takadan bozma bi teknem olacaktı haliçte benim…
hani, mim-mimciyken namlu taşıyan, dedemle…
işte onunla kaçaçağız sevdiceğim
en alevli belalara…
iste o takanın kaptan köşkünde
dalacağım gözlerinin buğusuna
bir elim sıvazlarken piştovun kabzesini
bir elim saçlarinda, yakacağım
belki en ittihatçı fikrimi…
ardımızda bırakarak puslu sönük bir mazi
düşeceğiz sulara vatansız birer yetim gibi
ve deniz yineden yeşertecek bizi
iki yüce ormana, çiçekleri intikam yemini…
Oca 25
ve sen yine denendiğinde
ve yine kalbin daraldığında
ve yine bütün kapılar kapandığında
ve sen yine ne yapman gerektiğini bilmediğinde
uzun uzun düşün, ve yaradanını hatırla…
Yatağından doğrul
usulca bir sigara yak
nefesini takip et, dikkat et biraz daha
derin uykundan uyan
bak yaradanın koynunda…
___
doğrul
latif bir tebessüm sun
doğrul
nazikçe şükranın sun…
___
ve uyan tekrar
ve tekrar doğrul
bir vakit semaya bak
bir yıldız seç
tebessüm et bir selam çak
yanında farzet
latif bir tebessüm sun
müsade et rüzgara
dileğince essin
kendini içinde farzet
yüksel seçtiğin yıldıza
yaradandan hediye rüzgarla…
Ağu 29
evet efendim isnat edilen iddiaların istisnasız tümü doğrudur hakkımda…
peri padişahından günah çalmışlığım da vardır, gayya kuyusundan ilham da…
Ağu 26
evet sayın savcı
isnat edilen tüm iddialar doğrudur hakkımda
doğrudur kız kulesi’nin ırzına
bir şafak vakti geçtim
billahi şahittir mehtap da
öylesi şehvetli yatıyordu ki boğazın koynunda
geldiğimi görmedi bile martılara cilve yaparken
ah, öyle tatlı yatıyordu ki istanbul’un koynunda
Devamını okumak için tıklayınız »
Ağu 21
devlet-i aliyye-i ebed müddet…
devlet-staat…
asker devleti mi?
polis devleti mi?
vatandaş devleti mi?
devlet…
dini duygulara tehdit,
milli bilince kılıf,
bireysel özgürlüğe kefen!
Devamını okumak için tıklayınız »
Ağu 21
bu fiilin karşısında,
nefs-i müdafaa bile yapmadım!
hakim de hakem de faildi aslında!
suç delilleri dağılmış etrafa…
hepsini sırtladım,
götürüyorum beraberimde arafa!
sereceğim Hakk’ın huzuruna!
………..
……….
……..
dilim mezarım oldu sonunda…
ve ben çıplak ayaklarınla
yürüyorum idam sehpasına!
yolun iki yanı gelincik tarlası
buram buram yeşil kokuyor.
bakın söz mahkumu geçiyor!
Devamını okumak için tıklayınız »
Ağu 21
canım ülkemde
tarih yapılamıyor
ne yazık…
hemen karşı çıkmayın,
bir dinleyin hele!
şimdi diyeceksiniz ki,
‘’saçmalamayla başladı bu cümle!
tarih yapılmaz,
vardır,anlatılır,yazılır!”
Devamını okumak için tıklayınız »
Ağu 10
söz vermiştim kendime bu sabah
yazmayacaktım artık aşka dair
ah o reklam panosu olmasaydı…
sormuş bi de utanmaksızın
koskoca manşet harflerle
“aşk nedir?”
diyesim geldi
“lügatımda kelime-i bi-edeptir”
Devamını okumak için tıklayınız »
Ağu 05
Sevda yağlı bir ilmektir, dolanır Adem boynuna…
Yalan sinsi bir yılandır, girer Adem’in koynuna…
Maşuk yalçın bir dağ, çıkar Ferhat yoluna…
Leyla bir özge candır, kastı Mecnun canına…
zemheri \ beşiktaş 31.03.2009 19:05
Sevda bir yağlı ilmektir, dolanır Havva boynuna…
Doğru sinsi bir papağandır, girer Havva’nın koynuna…
Mâşuk yalçın dağdır , Şirin’in yoluna…
Ferhat sevdi âşık oldu, Şirin sevdi mâşuk oldu…
Leyla mı kast eyledi canına, Mecnun mu eyledi cananına…
Can Beşiktaş’tan seslenir, Canan Kadıköy’den ses verir…
Sesler buluşur Boğaz’da , destanları çıkar Arafat’a…
zemheriye\ kadıköy 05.07.2009 12:15
Ağu 04
MERHABA ANNE,NASILSIN?
NE O TANIMADIN MI KIZINI?
BAK GELDİM İŞTE SANA
SEN DEMEZ MİYDİN “BENİ YALNIZ BIRAKMA”DİYE?
İŞTE BIRAKMIYORUM SENİ,GELDİM YANINA
BELKİ BİRAZ GEÇ KALDIM AMA SENİN SÖZÜNÜ DİNLEDİM ANNE
SEN DEMEZ MİYDİN “BENİM KARŞIMA BENİM İSTEDİĞİM GİBİ ÇIKACAKSIN” DİYE?
İŞTE ANNE SENİN İSTEDİĞİN GİBİYİM
Devamını okumak için tıklayınız »
Tem 31
“eşref bey’in emir eri zenci musa; omuzundan arşa yükseldi nebi isa” Mehmed Akif
hepsi birer zerreydi tarihin evvelinde
söz aldılar uykularında bir bir
sımsıkı sarıldılar sırlarına ve serlerine
uyandılar
ve uyandı tarih
onlarla başladı herşey…
Devamını okumak için tıklayınız »
Tem 31
Huda adın anarak başlayalım söze
Lazım gelir hikayet eden söze
Vakitlerde kutlu güzel bir vakitti
Dervişan Rûm elinde yarı sabitti
Öyle vakit ki erenler de keşişler de yiğitti
Cenk meydanı aşıklardan maşuklara geçitti
Devamını okumak için tıklayınız »
Tem 27
hele felek neydi kastın, nişangah ettin beni
dağdan yara, yardan taşa savurdun beni
sevda-i zülfü taktın gerdanıma ağlattın
şu cihanda acizlere serdar eyledin beni
çokça vakit bir güzelin ateşine yandırdın
yaktığın kanatlarla anka eleydin beni Devamını okumak için tıklayınız »
Tem 23
ne olur…
beni bırakıp gitsen
ki ben şuracıkta ölsem
ne adımı ansan ne yüzümü
görsen ki şuracıkta ölsem
Devamını okumak için tıklayınız »
Haz 23
ve ardından söndü baharı gençliğimizin
ayrı ayrı eller tuttuk, başka başka gözler süzdük
sen bir yanda ben bir yanda
nice serüvene ve dahi nice belalara atlarken
haberli yahut habersiz birbirimizden
ne sen bana yandın, ne ben sana kaldım
Devamını okumak için tıklayınız »
Haz 06
Bir vakitler kaf dağında buluttum
Gamdan geçip ne olduğum unuttum
Aşk oduna tutuşunca sinemin çerçevesi
Ar-ı namus sözlerinin hepisini unuttum
Sevda okun delince göğsümün kafesini
Mey ile esrarın hoşluğunu unuttum
Devamını okumak için tıklayınız »
May 22
bir anlık ani tebessümdü gözlerin
ve hepsi masum ayrıldı benden
kimse böyle bırakıp gitmedi beni
ne sen yandın ne ben
ağlamak mı yanmak yoksa gülmek mi
ben ne ağladım ne de sen güldün bende
ne sen göz kırptın yarınalara
nede ben yarını düşlüyorum
ve biliyorum geri dönüşü olmayacak bu hikayenin
May 16
Merhaba arkadaşlar, bir süredir işlerle olan meşguliyetimden ötürü katılımda ve katkıda pek bulunamamıştım blog’umuza Devamını okumak için tıklayınız »
Recent Comments